Seçim yaklaşırken üslup sertleşiyor. Verilen sözler geri planda kalıyor; kurum “üçüncü evlat” diye anlatılıyor. Tartışma hizmetten çok kasadaki paraya kayıyor. Karşısına çıkan aday ya da adaylar ise üyenin iradesi olarak değil “para çoğaldığı için ortaya çıkan hevesli tipler” gibi gösteriliyor; kamuoyu tarafından Eskişehir Ticaret Borsası başkanına yakışmayan bir üslupla aday olanlar en baştan karalanmış gibi algılanıyor!
Evet, Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Ömer Zeydan bugüne kadar kapsamlı bir adaylık toplantısı yapmadı ama bazı medya organlarına konuştu, sözleri bir şekilde kamuoyuna yansıdı. En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim ve hatta sorayım: Ortada yeni bir vizyon mu var, yoksa mevcut makamı sürdürmek için bahaneler üreten, rakiplerini en baştan belli kalıplar içine sokup suçlayan ve küçümseyen biri mi?
ÖMER ZEYDAN: “BORSA BENİM ÜÇÜNCÜ EVLADIM”
Göreve gelirken dönem sınırına dair beklenti oluşturan bir anlayış, bugün kurumu “evladım” diye tanımlıyorsa mesele yalnızca duygusal bağlılık değildir. Bu cümle Borsa’yı sahiplenmek gibi durabilir; fakat kurumsal aidiyet ile makamı kişiye bağlamak aynı şey değildir. Borsa’ya emek vermek meşrudur. Borsa’yı bir kişinin evladı gibi anlatmak ve başka isimlerin orayı adeta yağmalamak için geldiklerini ima eden sözler söylemek ise en basitinden rakiplere çamur atmaktır ve ETB Başkanı olarak da Ömer Zeydan olarak da kendisine yakışmamıştır.
Peki Eskişehir Ticaret Borsası kimin?
Cevap net: Bir kişinin, bir ailenin, bir başkanın değil. Tarlada alın teri döken çiftçinin, ürünü ticarete taşıyan tüccarın, istihdam yaratan sanayicinin, borsaya kayıtlı her üyenin ortak kurumsal çatısıdır.
Makamlar kişilere ait değildir. Görev, üyelerin iradesiyle gelir; yine üyelerin iradesiyle gider. “Üçüncü evladım” demek, kuruma bağlılığı anlatmak isteyen bir söz olabilir. Ama Borsa evlat değil, ortak çatıdır. Üyenin söz hakkı bu çatının belidir.
Eskişehir Ticaret Borsası kimsenin evladı, kimsenin özel alanı, kimsenin sürekli makamı değildir.
BORSA’NIN GEÇMİŞİ “FUKARALIK” ANLATISIYLA GEÇİŞTİRİLEMEZ
ETB eskiden fukara bir borsaymış!
Peki bugün gerçekten zengin mi yoksa sadece rakamlar mı büyüdü?
Tartışma “fakirdik, zenginleştik” cümlesiyle kapanmaz. Borsa’nın 2013’teki mali durumu, varlıkları ve sonraki dönemdeki değişim kamuoyuna açık belgelerle ortaya konmalıdır. Dönem başı ile dönem sonu rakamları, nakit, gayrimenkul ve üye hizmet kalemleri ayrıştırılmadan “yoktan var ettik” demek belki de kamuoyuna yanlış bilgi vermektir!
Organize Sanayi Bölgesi’ndeki arazi ve bugün konuşulan kira geliri varsa, üye şunu sormalıdır: Bu birikim kurumun geçmişinden mi geliyor, yoksa bu dönemin yeni ve ölçülebilir başarısı mıdır? Bu ayrım netleşmeden büyüme iddiası yarım kalır ve kimseye inandırıcı gelmez.
Bir de “öz kaynaklar 40 kat arttı” anlatısı var. O halde sorulacak soru şudur: Bu çarpan hangi kaleme göredir? Ciro mu, öz kaynak mı, nakit mi, gayrimenkul değerlemesi midir? Enflasyon ve varlık değer artışı ayrıştırılmadan “mucize büyüme” demek yeterli olmaz. Üye için ölçü kasa çarpanı değil; depolama, fiyat keşfi, finansman ve sahadaki hizmettir. Önemli olan reel olarak nasıl bir değere ulaşabildiğinizdir; rakam o kadar uzun sürede 40 kat girmiştir ve belki reel olarak siz geçmişin bile gerisine düşmüşsünüzdür!
Eldeki varlığı korumak da bir iştir. Ama korunan varlık, üyenin işine yansımıyorsa başarı tamamlanmış sayılmaz, hatta ortada bir başarıdan söz de edilemez.
ADAY ÇOKSA BU AYIP DEĞİL, DEMOKRASİ ZATEN BUDUR
Efendim işte bir de deniyor ki “Ee, hâl böyle olunca, para çok olunca başkan adayı da çok oluyor!”
Bu sözün anlamı açıktır: Kasa dolunca aday çoğalır.
İyi de bu ne demek?
Borsa’nın kasası doluysa çoğalan şey adaylık hevesi midir, yoksa üyenin söz hakkı mıdır? Adaylık, Borsa’nın parası olduğu için değil; üyenin iradesi olduğu için çıkar. Bir kurumda birden fazla aday varsa bu ayıp değil, demokrasidir. “Para çok, onun için aday çok” demek, yarışı değil, mevcut düzeni sürdürmek için gerekçe bulmaya çalışmak gibi algılanır ve rakiplerini kötü niyetli insanlar olarak yaftalamaya kalkışmak olarak görülür. En başından beri Ömer Abinin bu yaklaşımı bana itici geldi ve geliyor. İnsan olarak her şeyi kabullenebilirim ama bir yarış öncesinde diğer rakipler hakkında olumsuz düşünülmesine vesile olacak sözler sarf edilmesini kabullenemiyorum!
Ha, bu arada; karşındaki aday lafla şişirilmiş bir isim falan da değildir. Eskişehir’de uzun yıllardır tarım ve yem ticaretinin içinde duran, bu şehrin ticari hayatında kök salmış Oğuzlar Yem’in 3. kuşak temsilcisi Ahmet Oğuz’dur. Yarış, geçmişi küçülterek değil; önümüzdeki dönemin somut iş programıyla yürür. Elbette ETB’nin üyeleri bu kadar yıl yapmadıklarını yeni dönemde yapacağım diyerek seçim malzemesi olarak kullanmak isteyene karşı bir tavır da sergileyecektir!
ASİL SORU: BU RAKAMLAR BÜYÜDÜ DE ÜYEYE NE OLDU?
Zeydan diyor ki 200 milyon lira nakit var, 10 milyar lira servet var. Eee? Bu birikim bugün mü ortaya çıktı? Yoksa yıllardır kurumun bilançosunda mı duruyordu?
Madem bir de “parayı koyacak yer bulamıyoruz” deniyor, o zaman asıl soru şudur: Bu para üyeye ne olarak döndü? Lisanslı depoculuk sahada üyenin işini kolaylaştıracak noktaya geldi mi? Üyenin ürününü saklayacağı, belgelendireceği, finansmana çevireceği alan oluştu mu? Yoksa birikim kasada durup anlatıya mı yarıyor?
Bugün konuşulan büyük projeler varsa üye şunu da sorar: Bunlar uzun süredir hazırlanan işler midir, yoksa seçim döneminde öne çıkan vaatler midir? Hazırsa neden üyenin günlük işine daha önce yansımadı?
Borsa’nın kasasında para birikmesi tek başına marifet değildir. Marifet, o parayı üyenin işine yarar hâle getirmektir. Kasa dolu diye başkan iyi olmaz. Kasa dolu, üye memnun değilse iş yarım kalmış demektir. Borsanın gücü, üyeye yansıdığı kadardır. Gerisi laftır, bir anlamı da yoktur.
Şimdi herkes şunu sorsun: 13 yılda bu Borsa üyeye ne kazandırdı? Para mı birikti sadece? İddialara bakılırsa sanki öyle gibi. Reel olarak birikip birikmediği bir yana üyelerin sorunlarını çözüp işlerini kolaylaştıran ve kazançlarını bereketlendiren yatırım ve hizmete dönüşmedikten sonra ne işe yarar o para?
Borsa üyenindir. Çiftçinin, tüccarın, sanayicinin. Dolayısıyla hesap da ona verilir.
Aday çoksa sebebi para değil üyenin artık söz söylemek istemesidir. Kimse kusura bakmasın: Borsa’nın parası varsa, hesabını üye sorar. Aday da olur, seçim de olur, değişim de olur. Hem de bal gibi olur.
Bakın bu kadar yazı yazdım ve en son Instagram paylaşımına hiç değinmedim Ömer Abinin. Sağlığı ile ilgili olumsuzluklarla alakalı olarak olumsuz tek bir söz bile söylemedim. Çünkü rakiplerine karşı en baştan ortaya koyduğu yaklaşımı yeteri kadar rahatsız edici zaten. Bu kadar yıldır yapmadıklarını bu sefer karşısına aday çıktığı için, sanki uzun yıllardan beri altyapısını kurmak için bekletmiş gibi sunmaya kalkışması yeteri kadar rahatsız ediyor zaten.
Herhalde ETB üyeleri bizden daha çok rahatsızdırlar. Rahatsız değillerse bizim açımızdan sorun yoktur. Nihayetinde ellerine çok yakında bir fırsat geçecek. Onu değerlendirmek tamamen onların iradesine kalmış bir şey. Biz kendimiz açısından söyleyeceğimizi söyledik, gerisini onlar bilir!