Dostun nasihatine kulak vermeyen, düşmanın okuna hedef olur.
Şeytanın başka işi kalmayınca kendi yavrularıyla uğraşmaya başlaması gibi… Bizimkiler de aynı hesaba gelmiş durumda.
Özellikle Eskişehir AK Parti teşkilatı, dostlardan gelen samimi nasihatleri büyük bir kibir ve öfkeyle geri çevirerek giderek yalnızlaşıyor. Samsunlular Derneği ve Karadenizliler ekibinin önde gelen isimlerinden Cevdet Kılıç’ın yaptığı açıklama, aslında biriken öfkenin ve patlamanın ilk işaretiydi.
Daha düne kadar kapılarına gidip randevu ve program için sıraya girdiğiniz saygın isimler ve sivil toplum örgütleri, seçim sonrası adeta yok sayılıp görmezden gelindi. İktidar partisinin bu kibirli ve enaniyetli tavrı, her kesimde büyük rahatsızlık yarattı.
Biat eden, kendileriyle birlikte dedikodu ve menfaat ilişkileri yürüten bir kesim dışında halktan tamamen kopuk bir görüntü sergiliyorlar. İktidarın sarhoşluğuna hâlâ doymadılar. Biz Hamidiye Ocakları, Ocak Partisi ve Osmanlı Ocakları olarak seçim sürecinde tam bir yıl, kendi paramızla, kendi imkanlarımızla merkez ve altı ilçede yoğun şekilde çalıştık. Tek kuruş menfaat sağlamadık, tek bir oyuncak bile almadık. Müptezellere dağıtılan paralarla mekanları mesken tutanlara rağmen, hakaretler altında oy topladık. O günlerde “Çalışarak Seçimi Kaybetmek” başlıklı yazıyı da bu yüzden kaleme almıştık.
Nebi Hatipoğlu’nun kazanmaması için elinden geleni yapanların, bugün onun burnunun dibinde yer alması da ayrı bir tablo. Hatipoğlu seçilirse “içtiği viskiyi” şeref ve namus söylemleriyle caiz görmeyen, CHP’nin arka bahçesindeki sakallı tipler, partiyi bir basamak, bir ekmek kapısı ve varoluş amacı olarak sonuna kadar sömürmeye devam ediyor.
Cevdet Bey’in çıkışı, “dava şuuru” diye meydanlarda bağıranların aslında sadece kendi çocuklarına ve çevrelerine gelecek hazırladığını, CHP versiyonundan öteye gitmeyen bir zihniyete sahip olduklarına dair bir tepkidir. Şehir hastanesinde Starbucks’a yer verip, konu gündeme gelince Nestle’e geçenler; vakıfların milyonluk yerlerini babalarının malı gibi kullananlar; astığı astık, kestiği kestik ama vatandaşın derdine derman olmayan, makamını kendisine verenlere bile asgari insani hassasiyet göstermeyenlerin birikmiş vefa borcuna karşı bir isyandır.
Cevdet Bey samimi bir Müslüman ve sağ görüşlü bir insandır. Ne zaman, nerede ve nasıl konuşacağını çok iyi bilir. O, aslında benim ve benim gibi düşünen onlarca insanın tercümanı olmuştur.
Maalesef “seçmen koyun gibidir, Erdoğan’ın rüzgârı da yanımızda, biz malı götürürüz, bunları adam yerine koymaya gerek yok” mantığı Eskişehir’de AK Parti’yi temsil ediyor. Ankara’dan gelen herkesi örümcek ağı gibi sarıp eli boş gönderiyorlar. Guguk kuşu misali gelenler de aynı şekilde gidiyor.
Erdoğan’ın yıllardır yerel temsilcilere değer verdiğini, onların sözüne güvendiğini biliyoruz. Ama ne yazık ki burada bu güven suistimal ediliyor. Hem dünyayla uğraş, hem de teşkilatla uğraş… Bulunduğunuz makamın bir fedakârlık makamı olduğunu, “istediğim zaman istediğimi yaparım” mantığıyla yönetilemeyeceğini anlamanız gerekiyordu. İnsanların her türlü beklentisine çare olmasanız bile çare arayacak bir metanet göstermeniz lazımdı. Memur kafasıyla siyaset yürütmenin imkânsız olduğunu bilmeniz gerekirdi.
AK Parti’ye oy verenlerin %78’inin parti binasına hiç gitmemiş olması size cesaret verse de, Türk siyasi tarihi 2001’de yaptığı devrimi tekrar yapar ve sizi kapının önüne koyabilir. “Vatan, millet, Sakarya” nutukları kimseyi kesmiyor artık.
En büyük şansınız, CHP’nin hovardalık, karı-kız ve çalma-çırpma mekanizmalarıyla işgal edilmiş, bireysel kurtuluş peşinde koşan asalak bir parti haline gelmesi. Hiçbir şey yapmasanız da onların rezaletleri size yarıyor. İşte bu noktada kimsenin desteğine ihtiyacınız olmadığını kibirle haykırırken, 2027 seçimlerinde sert bir tokat yemeye hazırlanın. Çünkü dostun kıymetini bilemediniz. Vefa derken eski faytoncuları, FETÖ artıklarını ve yardakçıları toplayıp vefa yemekleri düzenlediniz. Seçimi kaybetmeniz için elinden geleni yapanlarla aynı masaya oturdunuz.
Sokaklarda dönen dedikoduları, dolapları burada yazsak mahkemelik olur. Ama siz hesap veremezsiniz. O yüzden aklınızı başınıza toplayın. O makamlardan çok insanlar geldi geçti. Orası efendilik taslama yeri değil.
Gayretullaha dokunan davranışlarınız, iktidarınızın giderek sekülerleşen, feminist ve küreselci vizyonu, ülkenin sosyolojisini yerle bir eden politikalarınız… Bunların faturası er ya da geç çıkacak. Hani dini iyi bildiğinizi söylersiniz ya… Dünya hikmetler dünyasıdır. Allah’ın sizi iktidardan indirmesi, yaptığınız hataların bir karşılığı olarak da gelebilir. Sonra hep birlikte kaybedeceğiz.
Keşke böyle olmasa… Ama dostun nasihatine kulak vermeyen, düşmanın okuna hedef olur.