Okulların kapanmasıyla birlikte ortaya çıkan bazı gelişmeler, içinde bulunduğumuz değerler krizini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Bunlardan biri, eğitim adı altında düzenlenen gösterişli mezuniyet törenleri ve yıl sonu balolarıdır.
Daha vahimi, bazı etkinliklerde ortaya çıkan görüntüler eğitim kurumlarının ciddiyeti ve ahlaki sorumluluğuyla hiçbir şekilde bağdaşmamaktadır. Buna rağmen bu manzaralar çoğu zaman eleştirilmemekte, aksine “çağdaşlık” ve “özgürlük” adı altında meşrulaştırılmaktadır.
TESETTÜRE GİREN KIZ ÇOCUKLARI HEDEF GÖSTERİLİYOR
Bütün bunlar normal karşılanırken, Batman’da yüzlerce kız çocuğunun tesettüre ilk adım atmasını teşvik eden programın bazı medya çevreleri tarafından hedef alınması dikkat çekicidir. Bunun yanı sıra bazı laik çevrelerin düzenlediği yürüyüş ve açıklamalarla tesettüre giren kız çocuklarını hedef göstermesi de düşündürücüdür.
İlkokuldan ortaokula, liselerden üniversitelere kadar çığırından çıkmış sözde mezuniyet törenleri ve baloları rezaletine “dur” diyecek, sınır getirecek, çeki düzen verecek yönetici, başkan, Aile Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, sendika, aile birliği, STK, hoca, cemaat, ümmet mensubu, Müslüman kalmadı mı bu ülkede?
Müslümanlar için ölçü; Allah ve Resûlullah’ın emir ve yasakları olmaktan çıkmıştır. Kanun ve düzenlemeler ise maalesef ahlaksızlığı destekler hale gelmiştir.
TAHA FAZLA EĞLENCE VE TÜKETİM NESİLLERİMİZİ KURTARMAYACAK
Nesillerimizi kurtaracak olan şey daha fazla eğlence, daha fazla tüketim ve daha fazla dünyevileşme değildir. İhtiyacımız olan; çocuklarımızın İslam akidesi üzere yetiştiği, ilmin, takvanın ve kulluk şuurunun esas alındığı bir eğitim ve hayat nizamıdır.
Bu nizam ise ancak Allah’ın hükümlerini hayatın her alanında uygulayacak, nesilleri İslam akidesi üzerine yetiştirecek ve ümmeti yeniden izzetine kavuşturacak Nübüvvet metodu üzere kurulacak ikinci Raşidî Hilâfet Devleti ile mümkündür.
Biz bunları Cumhur İttifakı’ndan beklerken; acaba Cumhur İttifakı’nı yönetenler ve ona yönetimsel destek verenler bu bilinç ve şuurun içindeler mi? İçindeyseler neden sessiz kalıyorlar? Güçleri yetmiyor mu? Yoksa İslami anlayışları dünyevileşti mi?
Diğer yandan yargılarımız ve aile yapımız milli güvenlik sorunu haline gelmişken, bakanlıklar hâlâ satanist ve feminist düzenlemeleri desteklemeye devam ediyor.
Eğer bir gün batılılar karşımıza geçip “Siz nasıl Müslümansınız? Siz nasıl Osmanlı torunusunuz!” diye bizi azarlarsa, şaşırmamak lazım!