Yapıp ettiklerine baktığımda kendisinden şüphelenmeye başlıyorum; acaba gerçekten bu memleketin iyiliğini mi düşünüyor yoksa zaman zaman verdiği beyanlarla ve yolunu açtığı uygulamalarla bizimle kafa mı buluyor!
Bir zamanlar kendisi hakkında gerçekten çok olumlu düşünüyordum, ekonominin başına getirilmesinden duyduğum memnuniyeti de yazılarımda çok kez ifade etmiştim. Ancak artık hakkında iyi niyetli düşünemiyorum…
Gelin isterseniz, şu Maliye ve Hazine Bakanı Mehmet Şimşek'in ekonomi kitabını şöyle bir açalım:
UZUN SÜRE YÜKSEK FAİZ İLE ÜRETENİ VURDU, RANTÇIYI SEVİNDİRDİ
Yüksek faizi adeta demir gibi sıktı, uzun uzun sürdürdü! Politika faizi yüzde 50'lere vurdu, sonra yavaş yavaş indirime geçti ama 2026'ya girerken bile yüzde 37'lerde geziyor hâlâ. Bu yüksek faiz ne yaptı? Üretimi, sanayiyi, esnafı, fabrikaları darmadağın etti!
Sanayi üretimi 2025'te yıllık yüzde 2,6 gibi cüce bir artışla geçiştirildi, bazı aylarda geriledi bile. Büyüme rakamları? 2025'te ilk 9 ay yüzde 3,7, yıl genelinde OVP (Orta Vadeli Plan) hedeflerinin sınırlı üstünde diyorlar ama o rakamlar eskiden gördüğümüz çift haneli büyüme hayallerini unutturdu. Fabrikalar çalışmıyor, makinler dönmüyor, istihdam artmıyor. Yüksek faizle kredi çekmek ateşten gömlek giymek gibi; esnaf desen, üretim desen, biri bile nefes alamıyor!
O KADAR FAİZİ KİM VERSE DÖVİZİ AKITIRDI
Peki, kim abat oldu bu süreçte? Paradan para kazananlar, ‘carry trade'ciler, sıcak para peşinde koşan spekülatörler! Faiz yüksek diye para Türkiye'ye aktı, döviz rezervleri şişti. Merkez Bankası brüt rezervleri 205 milyar dolara, hatta 215'lere çıktı, tarihi zirve diyorlar. Swap hariç net rezervlerde 139 milyar dolar artış! Şimşek zafer naraları atıyor: "Programımız sayesinde rezerv yeterliliği sağladık!" Ama emin olun Şimşek’in yürüttüğü ekonomi programı, yüksek faizle üretimi baltalayıp, dar ve sabit gelirlileri ezerken, paradan para kazananları semirtti. Fabrika kapatanın, dükkanını küçültenin parası, o rezervlere dönüştü. Vatandaşın alın teri, emeği, hepsi bu döviz yığınına gitti.
Ne paramızın ne de emeğimizin bir anlamı kaldı. Enflasyon düşüyor diyorlar, 2025'te yüzde 31'e indi, 2026 hedefi yüzde 20'nin altı ama sokakta ne görülüyor? Gıda fiyatları uçuyor, ocak ayı enflasyonu beklentiyi aştı, yüzde 4,84 aylık artış!
PARANIN DEĞERİ DÜŞERKEN İKTİDARIN SEYRETTİĞİ MARKETLERDE HER GÜN AYRI ZAM YAPILIYOR!
Şimşek "Olumsuz hava koşulları, gıda fiyatları" diyor ama iktidar fiyat denetimi yapmadı, fırsatçılara göz yumdu, piyasayı serbest bıraktı. Zincir marketler zam üstüne zam yaptı, sebze-meyve tezgahları haksız servet ediniminin tezgahlandığı yer haline geldi. Enflasyon düşecek diye milletin boğazını sıktılar ama asıl fiyat artışlarını izlediler, hiçbir şey yapmadılar! Hizmet enflasyonu hâlâ yüksek, temel mallar ucuzladı sanıyorsun ama market rafında her şey ateş pahası.
Ey Mehmet Şimşek! Üretimi vurdun, büyümeyi frenledin, dar gelirlileri, emekliyi, memuru, asgari ücretliyi fakirleştirdin. Esnaf kredi alamıyor, taksit kalktı, limit kısıldı, kefil-ipotek dayatıldı. Ama rezervler doldu, paradan para kazananlar güldü! Bu mu başarı? Bu mu dezenflasyon? Halkın sırtına yük bindirip, bir avuç zenginle spekülatörü kurtarmak mı ekonomi programı?
İŞ YAPMAK İSTEYEN MAKUL ORANLARDA KREDİYE ULAŞAMAZSA HEPİMİZE GEÇMİŞ OLSUN
Krediler çok yüksek olduğu ve elde bulunan paranın da değeri kalmadığı için gerekli krediyi ancak yüksek faizle elde etmek mümkün. Esnaf kefalet kooperatifleri üzerinden Halkbank’tan yüzde 20 faizli kredi almaya kalksa onun da yolu istenilen belgelerle, kefil ve ipoteklerle kapatılmış durumda. Artık hemen hepimizin kredi notu kötüleşti.
Bu gidişle 2026'da enflasyon düşse bile, millet daha da yoksullaşacak. Üretim kalkınmadan, esnaf nefes almadan, dar gelirli rahat etmeden ne anlamı var o rezervlerin? Şimşek'in programı zenginleri semirtip, fakiri ezen bir makineye döndü. Halkın sesi işitilip gereği yapılmazsa, bu yük altında ezilmeye devam ederiz!
Makul kredilerin önü açılmazsa, esnaf kredi kullanamamaya devam ederse bu ekonominin kalıcı ve daha derin hasarlar alacağının resmidir.
Tamam, bu ülke gerçekten çok büyük bir deprem geçirdi. Ve bu ülke buna rağmen 450 bin konutu üretip halkına sundu bu sürede. Bu gerçekten büyük bir başarı. Ancak bunun finansmanı vergilerin birkaç puan artırılması ile sağlandı. Onun bedelini biz farklı şekillerde zaten ödedik. Şimşek bir buçuk yıl içinde seçime gidilecek bu ülkede, iktidarın ayağına sıkmaya başladı resmen. Ya feryat eden bunca insanı rahatlatacak şekilde muslukları açacaklar ve reel olarak dar ve sabit gelirlilerin ücretlerini yükseltecekler ya da iktidara veda edecekler.
Tablo bu kadar net!