Epstein dosyaları açıklanmasa ve dünyamızı yönetenlerin yaşadığı rezillikler ortaya saçılmasa, belki de bu son savaş hiç olmayacaktı. Ancak ne zaman ki bu rezillikler ortaya çıktı ve gereğinin yapılması için sesler yükselmeye başladı, Ortadoğu’da İran kartıyla o seslerin bastırılma ihtiyacı doğdu!
Gelin olup biteni daha derinlemesine anlamaya çalışalım.
GÖRÜNTÜLER SIZDIRILMASA, HESAP SORMA TALEPLERİ PATLAMASI BU SAVAŞA GEREK OLUR MUYDU?
Donald Trump’ın ve dünyanın sayılı zenginlerinin, adanın karanlık kameralarına yakalanmış görüntüleri birer birer sızıyor. Kimileri “eski haber” diyor, kimileri “siyasi suikast”. Ama zamanlama o kadar kusursuz ki, insan ister istemez soruyor: Bu ifşaatlar olmasa, bu rezilliklerin hesabının sorulması için talepler yükselmese, Trump aleyhine ABD’nin hemen her yerinde protestolar başlamış olması acaba şu an gündemimizi meşgul eden savaş olur muydu?
İSRAİL KÖRFEZ ÜLKELERİNİN ABD’YE BAĞLILIKLARINI PEKİŞTİRMEK İSTİYORDU BELKİ AMA…
İsrail’in uzun vadeli stratejik aklına baktığımızda tablo daha netleşiyor. Tel Aviv, 7 Ekim’den beri Körfez’deki ABD müttefiklerini (BAE, Suudi Arabistan, Bahreyn) sistematik olarak zayıflatmanın peşinde. Normalleşme anlaşmalarıyla ekonomik olarak güçlenen bu ülkeler, İsrail’in “tek hegemon” olma hayalini tehdit ediyor. Bu yüzden İsrail, bölgede kaos üretmeyi tercih ediyor. İran’la doğrudan çatışma, Körfez sermayesinin güvenli liman algısını yerle bir ediyor; petrol fiyatları fırlıyor, yatırımcılar kaçıyor, “Abraham Anlaşmaları” fiilen donuyor. İsrail’in hesabı basit: “Körfez’i ekonomik olarak kanatırsam, ABD’ye bağımlılıkları artar ve benimle daha sıkı ittifak kurmak zorunda kalırlar.”
Ancak olaylar tam da İsrail’in arzu ettiği gibi gelişmedi. Zira İran, başta Suudi Arabistan olmak üzere körfezdeki ülkeleri özellikle petrol tesislerini hedef almadıkları konusunda uyardı. Bu uyarı üzerine körfez ülkelerinden bazıları İsrailli casusların İran adına kendilerine saldırı düzenlediklerini fark edip o casusları tutukladı. Ayrıca birçok körfez ülkesi ABD’nin kendilerini sandıkları kadar koruyamayacağını, korumadığını gördüler. Yani özellikle İsrail’in evdeki hesabı çarşıya uymadı!
İRAN REJİMİ İSRAİL’İN OPERASYONLARINI MEŞRU GÖSTERMEDE KULLANILAN BİR KULLANIŞLI ARAÇTAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİ
Peki, İran rejimi bu tabloda nereden çıkıyor? İşte asıl kritik nokta burada. 1979 İslam Devrimi’yle kurulan Humeyni rejimi, tarih boyunca İsrail’in “meşru savunma” kartını oynamasına en büyük hizmeti verdi. Hizbullah’ı, Hamas’ı, Husileri besleyen, finanse eden, eğiten bir İran olmadan İsrail’in Gazze’ye, Lübnan’a, Suriye’ye yaptığı her operasyonu “teröre karşı mücadele” diye pazarlaması bu kadar kolay olmazdı. İran, adeta İsrail’in bölgedeki işgal ve genişleme politikalarına “meşruiyet kılıfı” sağlamak için kurulmuş ya da en azından bu role evrilmesine göz yumulmuş bir aktördü. Rejim, kendi halkını ezerken, aynı zamanda İsrail’e “bakın, etrafım düşman dolu” dedirten bir düşman imajı üretiyordu. Bu, İsrail’in Batı’dan askeri ve mali desteği kesintisiz almasının en büyük sigortasıydı.
ARTIK O SİGORTAYA İHTİYAÇ MI KALMADI?
Ama bugün o sigorta poliçesinin son kullanma tarihi gelmiş görünüyor. En çarpıcı olanı ise şu: İran, müzakerelere devam ederken birden bire vuruldu. Hatta bu müzakerelerin İran rejiminin önde gelenlerinin yerini tespit etmek ve öldürmek için planlandığı bile söyleniyor. Diplomatik masada “barış” lafları edilirken, istihbarat ekipleri rejimin komuta kademesini haritalıyordu. Amaç barış değildi; savaştı. Ya da daha doğrusu, Epstein dosyalarından dolayı acil bir savaşa ihtiyaç duyuldu. Çünkü dosyalar Trump’ı ve küresel elitleri o kadar sıkıştırmıştı ki, dikkatleri dağıtmak, iç kamuoyunu “milli güvenlik” paniğiyle birleştirmek ve “güçlü lider” imajını pekiştirmek için tek çare İran kartını bir kez daha açmaktı. Müzakere masası, aslında bir suikast koordinasyon merkeziydi.
ABD-İsrail’in son doğrudan operasyonu (İran’ın nükleer tesislerine, füze depolarına ve Devrim Muhafızları komuta merkezlerine yönelik hava harekâtı), klasik “proxy savaş” modelini bir kenara bırakıyor. Artık İran üzerinden beslenen örgütlere ihtiyaç kalmadı. Çünkü İsrail artık “savunma” bahanesiyle yetinmiyor; rejim değişikliği ya da en azından rejimin felç edilmesi hedefleniyor. Trump’ın Epstein görüntüleriyle aynı günlerde bu operasyonun hız kazanması ise tesadüf olamaz. Belki de elitler arasında bir “temizlik” operasyonu yürütülüyor: Hem İran’ı devre dışı bırak, hem de Epstein dosyalarıyla “eski ortakları” (Trump dahil) baskı altına al. Böylece yeni bir Ortadoğu haritası çizilirken, eski kirli hesaplar da temizlensin.
GİZLİ STRATEJİK ORTAKLIK AÇIKTAN SONA ERDERİLİYOR SANKİ
Bu savaşın en acı ironisi şu: İran rejimi, yıllarca “İsrail’i yok edeceğiz” diye propaganda yaptı ama aslında varlığını İsrail’in varlığına borçluydu. Şimdi o kılıf yırtılıyor. Körfez ülkeleri ise, yıllarca “İran tehdidi” diye İsrail’le gizli ittifak kurarken, bugün kendi zayıflamalarını izliyorlar. ABD ise hem İsrail’in en büyük silah müşterisi hem de Epstein skandallarının merkezinde yer alan bir süper güç olarak, kendi içindeki çürümeyi dışa vuruyor.
Sonuç olarak, bu savaş sadece İran’ın nükleer kapasitesini yok etmiyor. Aynı zamanda 45 yıllık bir “stratejik ortaklığın” (İran-İsrail’in dolaylı işbirliği) da mezarını kazıyor. Epstein dosyalarıyla birlikte ortaya çıkan görüntüler ve “barış müzakeresi” kılıfı altında yapılan suikast planları, bize şunu hatırlatıyor: Küresel elitler, halkları savaşlarla oyalarken kendi aralarında da büyük bir mücadeleye girişmiş durumdalar. Ortadoğu’da yeni bir düzen kurulurken, eski rejimler çöküyor, yeni müttefiklikler doğuyor. Bugüne kadar kendisine hiç dokunulmayan Hameney'in öldürülmesi İran konusunda artık farklı bir evreye girildiğinin en net göstergesi. Bunu bir kenara not etmek lazım!
SAVAŞI BAŞLATMALARINA SEBEP OLAN NEDEN ORTADAN KALKINCA SAVAŞ ANINDA BİTER!
Ama unutmayalım: Tarih, her zaman kazananın yazdığı hikâyelerle doludur. Bu kez de öyle mi olacak, yoksa Epstein görüntüleriyle birlikte gerçekler mi galip gelecek? Elbette bunu zaman gösterecek. Ancak şurasını söylemek lazım ki bu savaş, Epstein dosyaları unutturulana, gündemde çok daha fazla konuşulan meseleler ortaya çıkana kadar d!evam ettirilir. Yani bu savaşı başlatanlar bitirecek. İran burada sadece tiyatroda kendisine verilen görevleri yerine getiren sıradan bir aktörden başka bir şey değil